Umut Isıgı
Bendenizi sorarsanız eğer;
Elbette ki fazlasıyla arzu ederim maviliğinizin içinde kaybolmayı,
yok olmayı, yol bulamamayı.
Oysa ki bunun yerine penceremden gök yüzüme
bakıyorum, açık ve güneşli.
Lakin aynı gök yüzüne baktığımız halde, buradaki
bir haydi eski.
Belki de sizden habersizliği yüzünden, erkenden kararmaya
istekli.
Her gün yaptığı resitali, bu sıralar saklar gibi.
Belki şuanda zatınıza uzak, lakin ruhunuza bir o kadar yakınım.
Sizdeki güzellikleri görmeye bendeniz, en baştan hazırım.
Bir hayli sönük kalsam da o nice zatların yanında bir başıma;
Işığınıza muhtaç girmişim ben bu zamandır, her yaşıma.
Bir parçasını kesip de koysanız ruhunuzdan, ruhumun kollarına;
Sanki binlerce gemi yanaşır o an, ruhumun başıboş kıyılarına.
Nice zatlar tarifini verse de ruhuma, huzurun;
Hiç biri, sizdeki gün batımı kadar eşsiz olamaz; sonu gelmez o zatlardaki kusurun.
Zira bahsettiğim kusur alakalı değildir elbet görüntüyle, görünüşle.
Tek bir yol vardır bu yönde, o da, güzele nasıl bakılacağını bilmekte.
Bir gün umut kaybolur diye düşünmeyin sakın;
Bunu hissettiğiniz anda, hemen gök yüzünüze bakın.
Lakin bulamaz iseniz orada bile parçalarını umudun;
Ardıma dönüp insanlara derim ki: Yaşamayı unutun!
Bir gün umut kaybolur diye düşünmeyin sakın;
Bunu hissettiğiniz anda, hemen gök yüzünüze bakın.
Lakin bulamaz iseniz orada bile parçalarını umudun;
Ardıma dönüp insanlara derim ki: Yaşamayı unutun!
Sonu gelmeyen yağmurların yağdığı diyarlardan mı geldiniz, ey umudun perisi;
Güneşin gölgesine yakalanan zatlardan idim de hissedemedim sanırım, o narin nefesi.
Yanınızda getirmiş miydiniz ki bir parça yağmur; kırmışsınız o karanlık kafesi;
Ruhunuzun karanlığa savaş açtığı noktaydı belki de, gök yüzünün zirvesi.
...
Güneşin gölgesine yakalanan zatlardan idim de hissedemedim sanırım, o narin nefesi.
Yanınızda getirmiş miydiniz ki bir parça yağmur; kırmışsınız o karanlık kafesi;
Ruhunuzun karanlığa savaş açtığı noktaydı belki de, gök yüzünün zirvesi.
...
Yorumlar
Yorum Gönder