Kayıtlar

Nisan, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nerelerdeydiniz?

.... Yaprakların dökülmeye başladığı gün kaybolmuştunuz gözlerimin önünden.Meğer yeniden görmek için de aynı gün bulmalıymışım sizi.Kütüphaneleri alt üst etmekle geçirdiğim vakitler boyunca hakkınızda yüzlerce şey öğrenmiş olsam da, nerede bulacağımı bir türlü kestirememiştim aslında. Yine de, sizden bana kalan her şeyi yanıma alıp sonu gözükmeyen bu yola çıkmaya en baştan karar vermiştim. Uykudayken ben, hangi okyanusları dolaştırdınız bana, hangi güzellikleri yansıttınız ruhuma bilemiyorum, belki de hiç bilemeyeceğim.Öyle derinlere işlemiş ki yaptıklarınız, uyandırdınız beni sonunda o karanlık rüyamdan; kaldırım taşlarını takip ederek sahile ulaştığım günlere döndürdünüz beni. Her gece, dilediğim kadar net göremediğim yıldızlara bakmak mıydı garip olan, yoksa kurduğum hayallere olan inançsızlığımda mıydı ruhumu karanlığa boğan; Bilememiştim. Gözlerimi açmamın ardından, parlak gün ışığının beni aydınlatmasına izin vermeyi daha önce bu kadar istemiş miydim hatırlamıyorum bugü...

Asalet Muhafızı

Ben geldim, hanımefendi. Siz daha rahat uyuyun diye geldim. Gök yüzünüzü karartıp her bir parçasını tek tek, acıtarak, gözlerinize düşürmesinler diye geldim. O kahverengi bulutlardaki rengi damla damla akıtmasınlar; yağmur olup yıkmasınlar diye geldim. Parmaklarınızla dokunduğunuz o hayallerinize deprem olup;  sizi sonsuzluğa terk etmesinler diye geldim. Hayat hikayeniz, olmasını istediğiniz gibi ilerlesin, kitaplar sizi konu edinsin diye geldim. Asaletinizi döksem sayfalara biter mi bana olan ilham periliğiniz? Sanırım bu, sonu gelmeyen bir deniz. Öyleyse eğer, yazamam bilmelisiniz; istemem bitsin, istemem sonu gelsin. İstemem sonu ararken, zaman beni bitirsin; istemem karanlık beni hapsetsin. Dünyamı tersine çevirseniz, oluşmaz içimde size kırıntısı; nefretin. Ben ki gözlerime çekerek perde, alışırım karanlığa; size zarar vermesin diye. Siz ki, olmuşsunuz gemime yelken; size feda olmaya kim düşünür neden. Yüz parçaya katlasam onları yavaşça; sığar m...

Anlamsız

Unutulmaması için yazılmaz mıydı bazı şeyler, unutmamak için saklamaz mıydı insan? Kimdi bu düşünceye insanı inandıran? Neydi o güç, bir şeyler yolunda gitmedi diye kalbe hüznü sokan? Nerede bulurdum onu, arasam; isterdim olsun hüznü atmaya faydam. Belki de vazgeçmeyi öğrenene kadardı bu kayıp şehirdeki maceram. Sırtımı dönüp geçmiş ve geçmişe dair hayat pınarına, elbet kolay olmadı elvedam. Karşımda adım attıkça aydınlanan sokak, ama sokağı aydınlatan eski çin lambaları kadar kükremedim etrafa, alev kusarak. Çünkü ben sessizliğin esiriydim; biriktirmekti içimde, tüm yapabildiğim. Koydum hepsini gümüş işlemeli ahşap sandığa, gömdüm sonra, beni uyandırdığı zaman ağacının yanına. Ne nefret kaldı benliğime dair, ne de hüzne yenilecek bir ben, gözlerinle görebildiğin. Ama bil ki baktığın yerde ben kaybolurum; saklandığım karanlıkta beni aramayacağını bildiğim için. Belki bir gün umudu da unuturum, nedensiz. Yine de bıraktığım yerde bulmak içindi, hislerime bu kapalı kafes. Bu...