Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

varlıgım dahi bir lüzumsuzluktu oysa

lüzumsuzlukların had safhada olduğu ve fena halde rağbet gördüğü şu dünyada nefes almak için lüzum arıyordum, halbuki sevgiden başka bir mevzuya da lüzum yoktu ki şu hayatta nefes almama sebebiyet verebilecek yek ve yegane mevzuydu sevgi ve sevmek eylemi hatta uğruna bir ömür adanabilecek yek ve yegane mevzu da sevgiydi nitekim bu düşüncemin bırakın silinip gitmesini, eksilmesine dahi izin vermemiştim bu vakte dek, vermeyeceğim de ilelebet fakat bilmezdim, bildiysem de tatmamıştım, sevmek efendim, çetrefilliymiş meğer seviyorken sevilmek istermiş gönül, sevilmez ise de solarmış çiçekler gibi vazgeçilmek, kırarmış gönlün kanatlarını, kırılır ise de uçamazmış bir daha kuşlar gibi ah şu dünyada, ancak sevda ile dolar diye düşünürdüm ya mektuplar kimisi gönül kırarmış meğer, kimisi kürek kemiklerini sızlatırmış insanın kimisi avuçlar arasından süzülür gidermiş rüzgar ile, kimisi hüzün yağmuru saklarmış içinde kimisi ise ırmakçasına akıtırmış gözyaşlarını meğer, bilmezdim bi...

sevda kusun kanadında*

(Bu mektup Eylül'de yazıldı, gönderilmesi münasip görülmedi, içimde saklandı, lakin şimdi de bende iç kalmadı, dökülmekte, bölünmekte ve yitip gitmekteyim usulca, boynumda ise siyah bir kurdele) Mavi paltolu hanım'a -ilelebet var olan- Vakit gece, mevzu derin. Sizler için kaleme aldığım mektuplarımda gözyaşı dökmüş idim lakin sebebi mutluluk idi, şu vakit ise avuçlarımdan kayıp gitmekte olan " ömrüm  " için ağlamaklıyım, ağlamaktayım, bertaraf olmaktayım. Bilmenizi isterim ki bu bir veda mektubu değildir, zira veda etmemeyi bana siz öğrettiniz. Bir süre önce arkadaşım, sevdalandığı zat'ı gözlerimin önünde yitirdi, sevdalandığı zat'ı arkadaşımın ellerinden alıp götüren şey ölüm idi.Bendeniz ise o vakit, arkadaşıma sakin olmasını söylemekten başka bir şey yapamayan çaresiz bir zat idim.Eğer ki bendeniz bu sahneye tanık olmasa idim, mektubunuzu okuduğum an itibari ile balkonlar ömrümün sonuna dek atlamak için var olacaktı.Lakin yukarıdaki hüznü tecrübe...

sevdanın kıyısına demir atmak*

Gözyaşlarım, hasretliklerim ve sonu gelmeyecek sevdam ile huzurlarınızdayım. Vakit gece, mevzu derin. Vakit gece, ruhum ölü, gönlüm çökmüş, zatım her kuşluk vakti kendini beşinci kattan aşağı atmakta, kalbimin her parçası hasretliğim ile dolmuş, şuursuzca söylediğim kelamlar cağnımın içlerini kırmış, haliyle parmaklarım dahi kendi kelamıma küsmüş, bunu hisseden bendeniz ise soluğu yeniden balkonda almış, az kalsın atlayacakmışım, fakat atlayamamışım, zira karşıdaki duvarda " Şahin ölüyor! 05.28  " yazmayacak. Vakit gece, gözyaşlarım yastığımı ağırlaştırmış, sevdalandığım zat'a uçmayı umduğum balonlarım beni gökyüzüne çıkaramamış, soluk soluğa kalana kadar gözlerimden akan yaşlarımı doldurduğum kavanozu ipler ile pencereme bağlamaşım, her kuşluk vakti sevdalandığım zat'ın kuşlarını selamlamışım, göğüs kafesimi yarıp gönlümü avucumda sunmuşum o kuşlara ki alıp götürsünler sevdalandığım zat'a diye ummuşum, " Bak!  " desinler diye düşünmüşüm, "...

Zaman Sahibi

Halbuki ben, gün doğumunu bekleyebilecek kadar zaman sahibi idim, hatta binlercesini de bekleyebilirdim.   Ben beklerdim, o gelirdi; her ne vakit gelirse de kızılından bir parçayı çekip içime atardım kuşkusuz. Göğün ışıltısını içime çekmek, aslında bilemiyorum, hislerimi kaybettiğim günü bile hatırlayamıyor iken bu, fazla bencilce olsa gerek ki beni böylesine kaplamış, hissedebildiğim tekdüze şeylerden biri haline gelmiş. Elbet bu tükeniş rüzgarına nasıl kapıldığımı da sordum kendime, sormadım değil, ancak görünen o ki işin içinden çıkamamışım, kendimi bitirmişim, sıra da gök yüzüne gelmiş. Oysaki hayata dair labirentlerde iyi olduğumu söyler dururdum, her zaman bir yol bulunur demek de marifet değilmiş, bazen bulunmuyormuş. Sanırım labirentlerde de iyi değilmişim; aslında ben, iyi değilmişim. Bunca vakittir kapıma dayanan o yıpranışın mahluklarını hiç de itiraz etmeden içeri aldıysam eğer, elbet bu karanlığa çalan kuyunun dibi bana idi. Halihazırda bir çıkar yola da u...