Hüznün Kuyu Kapısı
... Siz hanımefendi. Siz ki ruhuma; güneşi sönmüş sokakları aydınlatan o narin papatya bahçesi, Ben ki, sonu size çıkan sokaklarda kaybolmuş o hayaletin sesi. İşte, ben buyum. Nice vakittir bir hayalet misali süzülüp saklandı ise de karanlıklar içinde bedenim ve ruhum; bilmezdim, ruhu deniz olana imiş oysa bu güz günü yolculuğum. Ne var ki, bir bir dökülen o güz yaprakları kadar sararmadı isem bile kurudum, yahut soldum. Ben ki bu karanlık sokaklarda o zat'ı arar iken kayboldum. Lakin kayboluşuma değildi elbet, bir süredir içimi tırmalayan bu sitemkar duruşum. Zira, öyle bir ahval içindeydim ki o vakit, zatıma kabul gördüğüm: Ruhumun ırmaklarını saysam suskunluğa mahkum bir ruha aitmiş gibi duvarlar arasına sarılı, benliğim ise ruhuma küs, belki bir parça da yaralı. Gözden uzak bir limana ziyaret ki bu, namıdiğer hüznün kuyu kapısı. Bunca vakittir kapılar ardından bihaber oldu isem bile vardır elbet, hüznün de bana dair bir kaç hatırası. Şayet var mıydı bana da a...