büyümek ki yeniden
hiç hissettirmeden süregelen, belki de üzerinde düşünmeye bile vakit tanınmayan bu durumun farkına varmak için daima geçmişe bakmak gerekiyordu, fakat geçmişe odaklanmak demek, halihazırda yaşanmakta olan zamanın kayıp gitmesini gerektiriyordu ve bu durumun, ne yazık ki engellenemez bir süreç doğrultusunda gerçekleştiğine tanık olmak, lüzumsuzluğumu her saniye daha da artırmak dışında ne yapabilirdi? halbuki iç sesim varlığımın lüzumsuzluğunu usul usul dile getirmediği sürece, evrenin tüm işleyişiyle bir etkileşim içinde olduğum yanılgısına kapılmış bir zihin ile yaşamaya tutunmaya devam ettiğimi fark ediyorum, kaldı ki bir insanın -pek çok zaman- kendi düşüncelerine kulak tıkama mecburiyeti duyması görünürde pek sorun teşkil etmiyor ve kişinin bu durumu düzeltmek adına yapabileceği bir çok seçeneğe sahip olması, içince bulunduğu durumdan çabuk ve hiç yıpranmadan çıkabileceğini düşündürüyor bana, fakat sonu aydınlığa uzanan sokaklar böylesine görünür ve seçilebil...