Yagmur Gezgini
Kalbimin en derinlerine saplanmış olsaydı benliğimi yıpratan hatıralar; Bil ki; ruhumu karanlığa sürükleyene sitemim var: Beni bu karanlıktan kurtar! Gece ve gündüz kadar birbirine küskün ama bir o kadar da birbirine bağlıydı. Düşüncelere dalıp gitmek kadar hoş ama bir o kadar da kısaydı. Belki de hiç kısa olmadı. Onca an, onca zaman olur da bir gün kaybolup gitmeye yüz tutarsa eğer, ya da hakim olmak isterse gündüzlere, o karanlık geceler; isterim ki gelin gözlerimin önüne, ruhunuza eşlik ederken kanatlarınız; siz kurtarmazsanız aydınlığı, ben bu karanlıkta yaşayabilir miyim sanırsınız? Benim dünyam yıkık dökük, parçalanmış; denizi durgun, rüzgarı hissiz. Bulutlarım var hep gök yüzümde; ama yağmur yağmaz hiç, en karanlık günde bile. Pekala bitmiş midir dersiniz göz yaşlarım; bitmiş olsaydı eğer ben her gün nasıl ağlarım? Kapalı kapılar ardına saklanışımı mazur görün, ne olur; Yıpranışa uğrarsam eğer, benliğim kanatlarınızdan olur. Bu yüzden kabul edemem bir daha asla...