Aydınlıga Yolculuk

Karanlıkta büyümektendir belki de ruhlarımızın ortaklığı.
Lakin bendeniz uzak iken aydınlığı görmeye onca zaman, bana uzanan bir dost eli;
Ne gördüm, ne duydum.
Ne de buna inandım.
Yine de bilemedim, hangisi yıpranmaya daha yakın.
Sonrasında ise buna ihtiyacım olmadığına kendimi inandırdım.
Zira, ihtiyacım olan tek şeyin bir yardım eli olduğunun içten içe farkındaydım.
Çünkü ben hep; savaşta ön saflara ölmek için gönderilen, başkalarının huzurunu kaçırmamak için feda edilen;
O uzak, o kayıp, o isimsiz varlıktım.
Böyleyken ruh halim; kendimi başkaları için feda etmekten başka daha ne ister kalbim?

Yıpranışımın şiddetini bir ben hissettim, bir benim yer yüzüm yıkıldı, bir benim dünyam karardı.
Asıl korkum, bendeki karanlığın, benimle birlikte başka iyi kalpli insanları da karartmasıydı.
Lakin, buna engel olmayı başardım sanırım ve beni hapsetmeye çalışan karanlığı kendi içime çektim;
Onu ruhuma hapsettim.
Öylesine bir etkiydi ki; sanki benliğimi alıp götürecek sandığım, biraz da merhametine kaldığım zamanlardı, karanlığın.
Oysaki karanlık her şeyimi alır sandım.
Almadı.
Bana umudu fısıldadı.
Bana beyaz kanatlıyı anlattı.
Gözlerimi açtığımda, daha önce göremediğim pek çok değeri görmemi sağladı.
Ben o güne kadar ruhumu zindanlarda çürüteni, karanlık sandım.
Benim bir tane düşmanım varmış lakin o; karanlık değilmiş, bunun farkına vardım.

Siz kadar olmasam da masumdum ben de; o savunmasız, bir başıma kaldığım anlarda.
Kırılmaya açık, yıpranmaya hazır ve bir o kadar da yok olmaya istekli sayılırdım.
Lakin bu konuda bendeniz, borçluyum karanlığa.
Ruhumun kurulu şehirlerini bir bir yok eder sandım;
Oysa ki o, yüzlerce yeni şehir kurdu aydınlık tarafıma.

Limansız gemiler gibi oradan oraya savrulmaya açık olmanız mıydı umutsuzluğunuz;
Yoksa bir başınıza liman olmak kadar yüce miydi bu suskunluğunuz?
Bilmelisiniz ki sizi, olunabilecek en harika limana dönüştürmüş yaşadıklarınız.
Naçizane ruhunuzun aydınlığa ulaşabilmek için göstermiş olduğu bu kudret;
Sanmayın kurtuluşunuz için basit bir sebep.
Siz ki bir bir almışsınız karanlıktan öcünüzü, tüm bu güzelliklerin farkına varmak ile.
Sürmeli mi peki bu küskünlük; karanlığa, ilelebet?

Bendeniz, ne Nazım olabilirim ne de Hikmet.
Yine de zatımın size bir özür borcu var elbet;
Çünkü geç kalışım için bulamam hiç bir mazeret.
Meğer gözlerimin önündeymişsiniz de körmüşüm size.
Bundan böyle, ruhum emrinize amade.
Hangi aydınlık diyarları ederseniz merak, gözlerinizin önüne sermeye çalışır ruhum, kendince.
İsterim ki aydınlıktan bile aydınlık olun, olabildiğince.

...


                                                                                                                                             

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

baslıbasına bir derin kuytu

Ikı Yaka Arasında

Nerelerdeydiniz?