Ikı Yaka Arasında

...

Ne uzun vakittir öyle; kanatlıya bu denli hasret kalışım ile birlikte ruhumu da alıp götüren zaman.
Durgunluğumu son verir, ne vakit görsem onu, bir an.
Öyle bir etki ki bu, nice vakitler gülüşümü özgür kılan, ruhuma aydınlık sokakları yeniden tattıran.

Fakat dile getirmeliyim;
Ne vakit gördüğünüzde gülüyor isem de bilmelisiniz ki içten içe bir hüznedir yolculuğum,
O vakit, galiba bendeniz, bir nevi hüzne tutkunum.
Ellerimi uzatsam da dokunan olmaz ya elbet, tutulur ne vakit denesem bu yüzden, nutkum;
Belki de sebebidir bu, ilelebet sürecek olan suskunluğumun.
Kelimelerimi de alıp götürseler bir gün, ne olur bu gök yüzüme diye düşünür dururum.
O nice zat'ın iç dökümleri olur belki de, gözlerimi açık tutmamı sağlayacak tek umudum.

Görüyorum ki bir taraf yürüyor hep karanlık sokaklarda,
bir tarafsa aydınlığa komşu olmuş, o en güzel diyarlarda.
Bendeniz ise kağıttan bir gemi gibi süzülüyorum bu sıralar, iki yaka arasında.
Ne yaşadım da ruhumu kaplıyor böylesine bir hüzün diyorum, sarılırken denize komşu bir karaya.
Dalgalar birden bire değiştirince yönümü karanlığa;
anlıyorum ki bir şeyler yaşamadan da açılıyormuş insanın ruhunda, onlarca yara.
Belki de asıl hüzün yaşanmamışlıkta, yaşayamamışlıkta ya da yaşanamayacaklarda.
Nasıl bilebilirdim ki bunları; zira bunca yıl, içim dışım iken kapkara.

Gün gelir, kalem kırılır da dile getiremez olur ya, insan.
Ne acıdır o an; işte bu, zatımı bekleyen en büyük hüsran.
Neden sonra çıkar gelir bir gün karşımıza elbet, o an bile umudu fısıldayan.
Oysa ki eksik mi sayılırdık her birimiz; belki de fazlasına sahiptik, haberdar olmadan.
Kim bilirdi, belki hüzne komşuyduk da görmedi gözlerimiz onu bekleyenleri; hüznün bulutlarından.
Fakat akan her damla bir parça siyahı aldı, gözlerimizin rengini karartan.
Öylesine aktı ki bazen bu damlalar, sanki asıl rengini de alıp götürdü gözlerin, sormadan.
"Var olan aşınıyor zamanla." derken buydu belki de dile getirdiği, o nice zatın; farklı bir yoldan.

Şayet bu sebepten, ne vakit sarmaya başlıyorsa da birden etrafınızı, o sinsi karanlık;
Işığını ruhuna gizlemiş bir zat' ile baş etmeye çalıştığından habersiz; yazık.
Fakat bilmiyor ki, karanlığının sonu olacak elbet bu, bir gün; zira her şeye vardır bir karşılık.
Sanıyor musunuz ki ruhunuzdaki parıltılar bir ayna kadar kırık,
Oysa gözle görebilene yok; zatınızdan daha parlak bir ışık.

Bilirsiniz elbet, bendeniz ruhu ile kelimeler arasına karalanmış bir zat'ım.
Gölgeler ardına saklanmak ile geçiyor belki de, bugüne dek; zamanım.
Güneş doğmadan uyanılan sabaha benziyor bazen, hep bu yüzden, ruhuma anlattıklarım.
Bazense ruhumu karartıyor, bir türlü içimden atamadıklarım.
Var mıdır buna bir sebep desem de bulamıyorum hiç bir vakit; Ne acı!
Fakat bendeniz onca yıldır bir başıma nefes alıyorum; normal değil midir bu karanlık sancı?

Gözlerimin önünü aydınlatsa da ömür boyu bir kaç sönük yıldız ya da denize ait anılarım,
O nice maviye hasret kalacak bir ruh ile bendeniz, ilelebet karanlıktayım.
Ne vakit hüznün kuşlarını görsem, parıldıyor ruhuma dair karanlık sokaklarım.
Fakat kayıp; ruhum ve ruhuma ait zat'ım.
Zira bendeniz; karanlıkta yaşayan minik bir noktayım.

Hüznün kapılarını çalmadıysam da mazide, açılıyor ruhuma bir bir, fakat görünmüyor uç bucak;
O karanlık sokaklara adım atmak; sanırdım bir zamanlar, ruhuma en büyük tuzak.
Güzel olan nedir bu yanılgıda deseler, bulamaz da mahcup olurum bendeniz; ancak,
Gözlerini denizin renginden alan o zat'a rast gelmemi sağlayan hüznün, ruhumda ilelebet yeri olacak.

Kimi vakitlerde gözlerimi kaçırdığım bu hüzün, bir kaç satır arasında da çıkıyor bazen karşıma;
Parmaklarımdan dökülen hüznü ise bendeniz, yeniden yaşatıyorum her seferinde, ruhuma.
Gözlerim görmez olana dek sürecek bile olsa, istemem bıraksın ruhumu o da, hep olduğu gibi bir başına.
Zira; zatımdan geriye kalacak tek şey hüzünlü bir hatıra.
Hüzne komşu oluşuma yoktur elbet bu yüzden; yüreğimde ırmakları, intikam ve nefretin.
Şayet kaplamasaydı ruhumu bu hüzün, nasıl farkına varırdım zat'ınızdaki asaletin.

...




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

baslıbasına bir derin kuytu

Nerelerdeydiniz?