Mavi Ates Böcekleri

...
"Tüm bunlar, neydi? Bunca şey, ne içindi?
Kendi dünyamı keşfedememişken, başka birini keşfetmek kimin eseriydi?"
"Bunu bana mı soruyorsun?" 
Dediği anda sanırım bir çeşit rüyadaydım.Uyumadan önce bu tür şeyler düşünmemem gerektiğini tahmin etmiştim ama düşüncelerime söz geçiremedim anlaşılan.Etrafıma bakıp nerede olduğumu çıkarmaya çalışmıştım çünkü bu ilk değildi.Daha önceki hayatlarımda bu durumdan kurtulabilmenin her hangi bir çözümü olmadığını anlamam biraz geç sürmüştü, ki neredeyse her şeyi denemiştim.
Aslında bu sefer farklı bir çözümüm olabilirdi.
Düşünürken gülümsemeye başlamıştım.Bir sorun olduğunu anlayana kadar gülümsemeye devam ettim.
Beyaz Kanatlı'yı çağırabilirdim örneğin ve o gelip, beni buradan alabilirdi.
Garip bile olsa benim dünyamı, benden daha iyi biliyor sonuçta.Böyle olmasını seviyorum.
Bir yerlerden çıkıp beni kurtaran olmasını.
Sorunum şuydu ki; 
Onu nasıl çağırabileceğimi bilmiyorum.Birkaç kez onu çağırmayı başarabilmiştim ama nasıl olduğunu gerçekten çözemedim.Tabi bir sorunum daha vardı.
Galiba bu daha büyük bir sorundu.
O, benim dünyamdaydı.
Peki benim dünyamdaki, rüyalarımda da var mı?
Olsa iyi olur, ona ihtiyacım var.
Bu arada yürümeye devam ediyordum.Bir avcı olmasam bile gördüğüm ayak izlerini takip etmeye başladım.
Gayet garip ayak izleri.
Belki de bu bir peridir dedim içimden.
"Periler uçamıyor mu?" kelimelerini söylerken sesimi biraz yükseltmiştim.Aslında bunu bilerek yapmıştım, çünkü pek çok sefer sesli düşündüğümde birileri bana cevap veriyordu.Bu ses denizden gelirdi ama yakında deniz yoktu.
Elbette ki birileri bana cevap vermedi.
Bir keresinde de tıpkı bu şekilde kaybolmuş gibiydim, uyanana kadar.
Bazı şeyleri değiştirebileceğim aklıma geldi.
Örneğin bulunduğum durumdan kurtulmak gibi.
Gökyüzünü izleyerek ilerlemeye devam ediyordum ki, bilmediğim bir ışık hüzmesi görmüştüm.Bu kadar kuvvetli olduğuna göre bir kaynağı olmalıydı.Ona doğru gitmeye karar verdim.Yaklaştıkça daha da aydınlandı etrafım.Bende, Beyaz kanatlı etkisi yapmıştı.
O da beni, böyle kendine çekiyor.
Işık hüzmesinin nereye kadar uzandığını anlamaya çalışıyordum.Sanırım sonu yoktu.
"Bunu hatırlıyorum...Bu..."
Bulduğum şey bir portaldı.Daha önce de görmüştüm aslında.Hatta rüyalarımdan kendi dünyama ulaşan bir geçit kapısı da diyebilirim.Çünkü denemiştim.
"Bu kadar mı? Yapabileceklerin...?" diye fısıldamaya başladım, sonuçta rüyamın sonu gelmişti ve karşımda duruyordu.
Bir anlam veremesem de bu portalı kullanmak istememiştim.Kafama takılan şeyler vardı aslında.
Bundan tam 78 yıl önce bu portalların kapalı olduğunu hatırlıyorum.En azından öyle olduğunu bir taş duvarda kazınmış halde olan yazılardan öğrenmiştim.
Ve bu portaldan iki tane vardı.Biri kuzey kutbunda diğeri ise güney kutbunda.Sanırım şuan kuzey kutbunda bulunan portaldaydım.Bunu saçtığı renkten anlamıştım.Maviydi.
Güneyde olsaydım rengi beyaz olmalıydı.
"İyi ama bunları kim açtı?" ...
"Ya da bunları açabilen birileri mi var"...
Portallar hakkında edindiğim bilgi bu kadardı, ötesine geçememiştim.Böyle olmasında, o taş duvardaki yazıların yıpranmış ve bazılarının okunamaz hale gelmiş olması büyük etkiye sahipti.
"Yoksa Beyaz kanatlı..."
Açmış olabilir miydi?
Yani buna gücü yeterdi biliyorum, ama o yapmamış da olabilirdi.
Derken Beyaz kanatlı'dan aldığım kutuda karşılaştığım etkiyi, o eski taş duvar üzerinde kullanabilir miyim diye düşünmeye başlasam da pek umudum yoktu bu konuda.Belki de o, kanatlarıyla dokunarak, kayıp yazıları ortaya çıkarabilirdi.
Bu düşünceyi unutmamak için koluma yazmıştım.Onu gördüğümde sorabilmek için.
Geçtiğim her yeri bir yerlere not ederek, tekrar bu notlara baktığımda bir rüya haritası oluşturmayı planlıyordum.Umutsuz bir düşünceye benzese de bana uygun gelmişti, çünkü pek çok kez aynı yerde yürümeye başlıyordum.Ayak izlerinin hemen arkasında.
Bu duruma karşılık gelen bir kelime bulamamıştım aslında.O an, içimden geleni yaptım;
Gökyüzüne doğru bir şeyler söyledim.
"Sence ne yapmalıyım?"...
Şansımı bir kez daha denemiştim.Belki birileri bana cevap verir umuduyla.
...
"İçgüdülerine güvenmelisin.Öğretebileceğim başka bir şey yok."
Tanıdık seslerden biri olduğunu sezmiştim ama artık kendini göstermeliydi bana öyle değil mi.
"Acaba neden bir gelip bir gidiyorsun?" diyerek biraz sitem etmiştim.
Bu o ses...
Uçurumun kenarındayken arkamda beliren şey.
Nedense ikinci sorumu cevaplamamıştı.
Yine.
Bense artık geri dönmem gerektiğini düşünmeye başlamıştım.Bu kadar ilginç bir yerde, bu kadar ilginç birinin bulunması olasılıkların dışındaydı.
...

                                                                                                                                                             17 Nisan 2014 / 21:40
                                                                                                                                          Düşünce biyografisi / Kuzey kutbu*






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

baslıbasına bir derin kuytu

Ikı Yaka Arasında

Nerelerdeydiniz?