Kalp Kavanozu

...
Işıldayan müzik sesleriyle uyandığımı fark etmemle birlikte, karşımdaki denizin soğuk gürültülerini hissetmeye
devam ettim.Öylesine yoğundu ki; neredeyse bir meteorun düşüşündeki gibi muazzam, gökyüzünü savaşa sürükleyen yağmur bulutları kadar saftı.
Sanki dalgalarda gizli bir kıvılcım gibiydi; ama aslında değildi.
Bir şeyler olmuştu belki de.
Deniz huzursuzdu.Korku doluydu.
Oysa ki bir sebebi yoktu, yıkılışı için."Kalpleri kavanozda toplayan biri"ne benzetmişti kendini.
Savruluşlarındaki çığlık, kalplerindendi.
Gökyüzünü boydan boya kıskandıran gök kuşağı vardı önceden.Ufuk çizgisinden güneşe uzanan kollarındaki
parıltı parçacıkları kaybolmuştu sanki.
Derken dökülen parçalarını kestirdi gözlerim.Gökyüzünden denize parıltı akıyordu.
Emin olamadım aslında, bu iki şey; sırlar arasında kaybolan cinayetlerle eşdeğer gizeme sahipti.
Bunları görebilmek için neyi feda etmişti gözlerim?
Belki de bunlar bana sunulan hediyelerdir derken ne kadar ciddiydim?
Denizi dinlesem, kaybolur bu düşüncelerim dedim içten içe.
Sahile doğru yürümeye başladım, sürekli kullandığım etrafı renkli çiçeklerle sarmalanmış yoldaki
ayak izlerimi takip ederek, yine.
Dikenleri olmaması konusunda onlara teşekkür borçluyum.
Krem rengi sahil kumlarına ulaştığımda yeniden gürledi denizin kalbi.
Benim istediğim de onun kalbiydi.
Fısıltı kadar sessiz de olsa kalp atışları, değerdi.
Bitmeyen mavi bir su kütlesiyle konuşmak çok zekiceydi.
Ya da değildi.
"İyi misin peki?"
Belki de suskunluğunun esiriydi.
Koştum ona doğru.Maviliğinden bir avuç alıp havaya saçtım; ki beni duysun.
Işıltılı parçaları havada uçuşurken bana, bir havai fişek gösterisi kadar gülümsetici anılarımı hatırlattı.
Düşündüm ki; hüzün vakti değildi.
Ama bunu nasıl yorumlayacağımı bilememiştim.
Gökyüzü doğuyor muydu yoksa ölüyor muydu?
Yoksa sararmış yaprakları dökülen bir ağaç kadar yorgun muydu?
Belki de anlamıyorum.Tüm bu olanları anlamıyorum.
Pek çok zaman anlamadığım şeyleri kurcalamazdım.
Bugün pek çok zaman değil.
Ya da pek çok zaman.
...

                                                                                                                                                    04 Haziran 2014 / 21:10
                                                                                                                                               Düşünce biyografisi / Damla*


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

baslıbasına bir derin kuytu

Ikı Yaka Arasında

Nerelerdeydiniz?