olasılık-lar ilizyonu

...

bir süredir içinde sürükleniyorduk, biliyorsun, şu rastgelelik işte
ki zaten, bu rastgelelik durumundan kurtulmamız gerektiğini
düşünüyordum, sana henüz söylemediysem bile

-- varlıklarımızın birbirini, rastgele zamanlarda fark ediyor 
olması, işte, bu bahsettiğim --

sanırım o sıralar, konuşmak -konuşabilmek- için yeterince
uygun zamanlarda değildik, ya da sen ile ben,
o 'zamanlar'a yeterince ait değildik,
bilemiyorum

fakat her nasılsa, bu tarz olasılıklardan kurtulmamızın
çok daha iyi olabileceği ortadaydı, ikimiz adına da
ya da olması gerekirdi doğrusu

yani ben
öyle sanıyordum__

-- henüz hiçbir karşılığı olmayan 'sen ile ben' için, bu sayede,
daha da anlamlı olabilirdi belki de, tüm o anlar --

sonra bir gün, uzun zaman sonra seni gördüğüm için sevinmek
dışında bir şey yapmıştım, sen ile beni bir araya getiren durumların
lüzumsuz bir hal almasıyla kesilen -ya da seyrekleşen- iletişimimizi
geri getirebilmek adına yaptığım/yapacağım türden bir tutumdu, bu

ki aslında, bu bahsettiğim sıradan durumların bile,
sen ile ben hakkında lüzumlu olan onca şeyi bastırması da
başlı başına bir lüzumsuzluktu

böyle olmaması gerekirdi__

-- biliyorsun, sen ile benden, tümüyle bağımsız ve bizi asla alakadar
edemeyecek türde şeyler, işte -- 

kimi zaman, bu tarz lüzumsuz durumların bile
lüzumlu bir hal aldığını görmek
garipsenecek gibi, en azından benim için

fakat öte yandan, belki
tüm bu ön davranışların bile kayda değer bir lüzumu vardır

-- ya da, tüm bunların önceliğine ihtiyaç duyuyoruz -dur __ 
kaldı ki bunun da ayrı bir lüzumu olduğu açık ve
benim dahi kabul edebileceğim bir lüzum oysa bu; fakat neden, yani,
tüm bunları basit bir prosedür olmaktan ayıran nedir?
içten içe farkında olduğumuz halde --

bunu dile getirdiğimde sana, gülümsemiştin
belki söylediklerimin anlamsız oluşu içindi bu, ya da ben,
anlatmak istediklerimi birkaç kelimeye sığdırmaya çabaladığımdan,
hep yaptığım gibi, yine, bir anlam karmaşası yaratmıştım

konuşmak, belki de lüzumsuz bir çabaydı
ama çabalamaksa, gayet lüzumlu gözüküyordu
ki zaten, aksi mümkün değildi
anlaşabilmek/anlaşılabilmek adına

-- fakat böyle bile olsa, öncesinde ne kadar çok konuşulduğu önemsiz 
bir şekilde hep, bir sessizlikle son buluyordu/buluyordum/buluyorduk
ya da yalnızca ben, sessizliğe çok daha eğilimliydim --

ki bir zaman sonra, varlıklarımızın birbirine lüzumluluğu tümüyle son bulmuş
ve sanki daha derin bir sessizliğin içine gömülmüş gibiydik, halbuki ben,
zaten, zamanın zamanımızın başlangıcından beri

kendime ve aynı zamanda, sana yönelik
bir lüzumluluk yaratmaya çalışmıyor muydum?

ki, varlıklarımızın birbirine bahşettiği statünün, tümüyle bir ilizyon olduğunu
inkar etmenin ve aksi için çabalamanın lüzumu yoktu doğrusu,
fakat, -bu statünün- daima bir değişim içinde olacağını farketmek bile

bir lüzumluluk yaratmaya engel değildi, biliyorsun__

-- hah, şimdi düşünüyorum da, kendi varlığına bile lüzumluluk oluşturamayan
 birinin, kendi sınırları dışındakiler adına bir takım lüzumluluklar oluşturmaya
 çabalaması ne demekti peki, lüzumsuz bir ahmaklık? --

...


Temmuz 2018






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

baslıbasına bir derin kuytu

Ikı Yaka Arasında

Nerelerdeydiniz?