büyümek ki yeniden

hiç hissettirmeden süregelen, belki de üzerinde düşünmeye bile vakit tanınmayan bu durumun farkına varmak için daima geçmişe bakmak gerekiyordu, fakat geçmişe odaklanmak demek, halihazırda yaşanmakta olan zamanın kayıp gitmesini gerektiriyordu ve bu durumun, ne yazık ki engellenemez bir süreç doğrultusunda gerçekleştiğine tanık olmak, lüzumsuzluğumu her saniye daha da artırmak dışında ne yapabilirdi?

halbuki iç sesim varlığımın lüzumsuzluğunu usul usul dile getirmediği sürece, evrenin tüm işleyişiyle bir etkileşim içinde olduğum yanılgısına kapılmış bir zihin ile yaşamaya tutunmaya devam ettiğimi fark ediyorum, kaldı ki bir insanın -pek çok zaman- kendi düşüncelerine kulak tıkama mecburiyeti duyması görünürde pek sorun teşkil etmiyor ve kişinin bu durumu düzeltmek adına yapabileceği bir çok seçeneğe sahip olması, içince bulunduğu durumdan çabuk ve hiç yıpranmadan çıkabileceğini düşündürüyor bana, fakat sonu aydınlığa uzanan sokaklar böylesine görünür ve seçilebilir olduğu halde tüm bu durumları yok saymak dışında bir eylem gerçekleştiremeyecek kadar zayıf hissediyorum ve sessizce "sanırım büyüdüm." diyorum

oysa en başta, büyümek ki yeniden kabuklarına çekilmektir deselerdi, sanki o vakte dek kabuklarımdan ayrıymışçasına davranır ve büyümemek adına bir yerlerde saklı kalmış her ne varsa öğrenmek için durmaksızın çabalardım, kaldı ki sebebini bulamadığım veya bulduysam da göz ardı etmek zorunda bırakıldığım böylesine bir kuyunun içindeyken, ne kadar heveslenirsem hevesleneyim varlığımı sürdürmek adına gerekli olan o lüzumu en azından bu şekilde bulamayacağım düpedüz ortadaydı ve görüldüğü üzere zihnimin bulanıklığı dahi bu gerçeğin gizli kalmasına yetmemişti, fakat bu durumun bilincinde olmak, gerçekleşme ihtimali bulunmayan eylemleri düşlemeye hiçbir zaman engel değildi ve olmayacaktı da, ki şu durumda dahi nefes almak düşüncesini aklımdan çıkarmıyor olmamı sağlayan en önemli sebep, benliğimi memnun edecek veya etmiş olacak bir mevzu sayesinde zihnimdeki o bulanıklığı aşmak değil, beni tüm bu bulanıklıktan kurtarabilecek olana yolculuk etme durumuydu.

fakat günlerin böylesine sıradan akıp gitmesi ve bu sürecin hiçbir değişikliğe uğramadan ilerlemesi, düşüncelerimin sürekli birbirlerini yok etmeye çabaladığı bir döngünün içinde yuvarlanmama sebep olmaktaydı, kaldı ki böyle bir durumun, aklımdaki bir takım eylemlere olan eğilimimi artırdığını inkar edemezdim doğrusu, belki de daha önemlisi: bazen, lüzumsuzluğuma bir lüzum bulduğuma ve varlığımın bir manası olduğuna inanmayı istediğimde, o vakte dek bana dair her ne varsa sanki benden tümüyle bağımsız gerçekleşiyormuş gibi gelir, ki varlığımı lüzumlu kılabilecek yegane şey sevgi iken, sevginin dahi bana uğramayacak olma ihtimali içimi hep ürpertmiştir


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

baslıbasına bir derin kuytu

Ikı Yaka Arasında

Nerelerdeydiniz?