varlıgım dahi bir lüzumsuzluktu oysa

lüzumsuzlukların had safhada olduğu ve fena halde rağbet gördüğü şu dünyada
nefes almak için lüzum arıyordum, halbuki sevgiden başka bir mevzuya da lüzum yoktu
ki şu hayatta nefes almama sebebiyet verebilecek yek ve yegane mevzuydu
sevgi ve sevmek eylemi
hatta uğruna bir ömür adanabilecek yek ve yegane mevzu da sevgiydi
nitekim bu düşüncemin bırakın silinip gitmesini, eksilmesine dahi izin vermemiştim
bu vakte dek, vermeyeceğim de ilelebet

fakat bilmezdim, bildiysem de tatmamıştım, sevmek efendim, çetrefilliymiş meğer
seviyorken sevilmek istermiş gönül, sevilmez ise de solarmış çiçekler gibi
vazgeçilmek, kırarmış gönlün kanatlarını, kırılır ise de uçamazmış bir daha kuşlar gibi

ah şu dünyada, ancak sevda ile dolar diye düşünürdüm ya mektuplar
kimisi gönül kırarmış meğer, kimisi kürek kemiklerini sızlatırmış insanın
kimisi avuçlar arasından süzülür gidermiş rüzgar ile, kimisi hüzün yağmuru saklarmış içinde
kimisi ise ırmakçasına akıtırmış gözyaşlarını meğer, bilmezdim
bir mektubun gözyaşları ile nasıl ıslandığını da işte o akşam öğrendim

sevmek efendim, sevmek derdim
ömür adanabilecek yegane şey
meğer ben sevmekmişim
bunca zamandır ömrümü adamayı beklemişim
avuçlarımdaki sevdayı yitirdiğim vakit, ben de yitip gitmişim

nefes alamıyorum, sevdadan yoksun iken
varlığım dahi lüzumsuz

...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

baslıbasına bir derin kuytu

Ikı Yaka Arasında

Nerelerdeydiniz?