Yanılsama
...
Tarif etmeye gücü var mıydı kelimelerin, bilemedim.
Sense bana doğru öylece, ilerlemiştin.
O an sadece seni izledim.
Bir yağmur damlasının toprağa dokunuşu kadar yoğundu hissettirdiklerin.
Aslında fazlasıyla karmaşıktı ardımda kalan izlerin.
Nedense bunu senden olabildiğince gizledim.
Sonra bana kanatlarını uzattın.
Sana dokunabilmek için bende ellerimi uzattım.
"Sonunda seni buldum." demek isterken kayboldu nefesim.
Bir hüznü daha yaşa istemezdim.
Derken karardı gözlerim, dizlerimin üstüne düştüğüm an ise; son gördüklerim.
Hoşcakal diyemedim.
Belki de bunun için tüm hayallerimden vazgeçerdim.
Hissizdi bedenim.
O an, sahip olduğum tüm anıları bir bir hatırlamak, sonra da hepsini silmek istedim.
Çünkü biliyordum;
Ben hatırlanacak biri değildim.
Hiç olmadım.
Denizin kollarına sarılı bir şekilde uyandığımda, yine sen yanımdaydın.
Ama yetmezdi beni iyileştirmeye gücün;
Çünkü ben ne iyileşmek isteyecek kadar asildim, ne de üzülmeni isteyebilecek kadar sefil.
Belki de karmaşık bir boşluğa kafesliydim.
Karanlığa teslim oldu düşüncelerim.
Ve hislerim.
Yine de sen beni bırakmaya niyetli değildin.
Yeniden kurtarmak istedin beni, daha önce yapmış olduğun gibi.
Sanırım anlayamayacak kadar kelepçeliydim, ya da bir şeylerin etkisine hapis.
Daha fazla gizleyemedim senden durgunluğumu.
Sonra korktum.
Çünkü;
Onlarca zaman sahip olduğum hissizliğimin, sebep olacaklarını bilemedim.
Sanki tüm hislerimi toplayıp bir kuyuya indirdim.
Hüzne boğulduğunda kuyum, biriken hislerimin benliğime savruluşunu gördü gözlerim.
Daha yoğun bir an ile karşılaştım mı diye düşünürken, sen aklıma geldin.
Belki de bana göremediklerimi gösterdin.
Kar küresine baktıkça onu hatırla derdin.
Ama aklım onu deniz zannetmiş.
Meğer aradığım deniz değil; bir kar küresini, kendine dünya edinenmiş.
...
Tarif etmeye gücü var mıydı kelimelerin, bilemedim.
Sense bana doğru öylece, ilerlemiştin.
O an sadece seni izledim.
Bir yağmur damlasının toprağa dokunuşu kadar yoğundu hissettirdiklerin.
Aslında fazlasıyla karmaşıktı ardımda kalan izlerin.
Nedense bunu senden olabildiğince gizledim.
Sonra bana kanatlarını uzattın.
Sana dokunabilmek için bende ellerimi uzattım.
"Sonunda seni buldum." demek isterken kayboldu nefesim.
Bir hüznü daha yaşa istemezdim.
Derken karardı gözlerim, dizlerimin üstüne düştüğüm an ise; son gördüklerim.
Hoşcakal diyemedim.
Belki de bunun için tüm hayallerimden vazgeçerdim.
Hissizdi bedenim.
O an, sahip olduğum tüm anıları bir bir hatırlamak, sonra da hepsini silmek istedim.
Çünkü biliyordum;
Ben hatırlanacak biri değildim.
Hiç olmadım.
Denizin kollarına sarılı bir şekilde uyandığımda, yine sen yanımdaydın.
Ama yetmezdi beni iyileştirmeye gücün;
Çünkü ben ne iyileşmek isteyecek kadar asildim, ne de üzülmeni isteyebilecek kadar sefil.
Belki de karmaşık bir boşluğa kafesliydim.
Karanlığa teslim oldu düşüncelerim.
Ve hislerim.
Yine de sen beni bırakmaya niyetli değildin.
Yeniden kurtarmak istedin beni, daha önce yapmış olduğun gibi.
Sanırım anlayamayacak kadar kelepçeliydim, ya da bir şeylerin etkisine hapis.
Daha fazla gizleyemedim senden durgunluğumu.
Sonra korktum.
Çünkü;
Onlarca zaman sahip olduğum hissizliğimin, sebep olacaklarını bilemedim.
Sanki tüm hislerimi toplayıp bir kuyuya indirdim.
Hüzne boğulduğunda kuyum, biriken hislerimin benliğime savruluşunu gördü gözlerim.
Daha yoğun bir an ile karşılaştım mı diye düşünürken, sen aklıma geldin.
Belki de bana göremediklerimi gösterdin.
Kar küresine baktıkça onu hatırla derdin.
Ama aklım onu deniz zannetmiş.
Meğer aradığım deniz değil; bir kar küresini, kendine dünya edinenmiş.
...
Yorumlar
Yorum Gönder